|
Muhteşem Bir
Festival
Buz gibi çakır keyiftir ses sana ulaştığında. Ve saçlarından kum taneleri gibi damlarken karanlığa yıldızlar, hangi zamandan kalmadır şahitlikleri hiç belli değildir. Bir kadeh şarabın kekremsi tadı dudaklarını ısırır gibi ısırır hayat. Kah güzel, kah sarhoş, kah senden kendi kendini dişleyerek. Zaman akar gider ve biz tek damla taşıyamazken yıkandığımız sulardan üzerimize, her damlada biraz daha akarız kendimizden. Ama kendimizden aktıkça temizlenir zaman da kendimizden aktıkça kendimize günahkar kalırız. Ne kadar toplasan da ne kadar saklasan da hep aykırı düşer bu kurala ve genellikle gönüllü ya da öğrenerek, dayatılarak, hep yenik düşersin giriştiğin düelloda. Düello kendine kendi yüzünü, hayata da kendini verebilmek düellosu. Ama tıpkı Küçük İskender’in dediği gibi gözlerimiz büyük gelir önce yüzümüze, sonra da biz küçülürüz kendimize. Loreena McKennett konseri kelimenin tam anlamıyla muhteşemdi. 57 yaşındaki bu kadını ben, 97’de piyasaya sürdüğü The Book of Secrets albümüyle tanıdım. O yüzden Salamis’in o büyülü atmosferinde O’nu canlı perfomansında dinlemek ve birlikte geceyi koklamak, müzikle çok farklı şeyler de hissettirdi. Biraz da aklıma bunları kazıdı. Konserlerde ya da canlı performanslarda genellikle izleyicinin kendine dönmesi çok kolay değildir. Ama geçen akşam Loreena Mc Kennitt, binlerce kişi içinden teker teker herkesi kendine döndürmeyi oldukça iyi başardı. 2 saati aşkın konseri birçok kişi ayakta izledi. Antik tiyatro, 5 bin kişiye kadar dayanan bir kalabalıkla doldu taştı. Ve sanatçı bütün ekibiyle konserin başından sonuna kadar enerjisinin doruklarındaydı. Şüphesiz bunda izleyicinin aktif katkısının payı büyüktü ama zaman zaman arpiyle, zaman zaman akardeonu ve çoğu zaman da piyanosuyla hemen bütün albümlerinden muhteşem bir konser sundu, hayranlarına, Mckennitt. Şu bir gerçek ki, Mağusa Belediyesi 13. Uluslar arası Müzik Festivaliyle yine ada sınırlarını zorlayarak enfes bir program hazırladı. 13 yıl boyunca sürekli artan ve kendini aşan bir kalite anlayışıyla dünyayı bu adayla buluşturan bu çaptaki ilk ve tek festivalin yaratıcısı olarak Belediye Başkanı Oktay Kayalp’i de kesinlikle kutlamak gerekiyor. Geçtiğimiz akşam birçok yabancı ve özellikle Güney’den gelen konuklar da izledi konseri. Ve konser öncesi gerçekleştirdiği basın toplantısında Mckennitt, ilk kez geldiği Kıbrıs’a ilişkin oldukça güzel şeyler söyledi. İrlanda asıllı Kanadalı sanatçı özellikle birkaç kez gittiği Türkiye’de odaklandığı Kelt müziğini nasıl zenginleştirdiğini de anlattı ve Kıbrıs’ın müzikleriyle de tanışmak istediğini söyledi. Türkiye’nin çeşitli yerlerine yaptığı ziyaretlerden aldığı ilhamla hazırladığı “An Ancient Muse” albümü kesinlikle dinlemeye değer, sanatçının. 2006 yılında piyasaya çıkan albümde “Katibim” şarkısını da yeniden yorumlayan Mckennitt’e umarm Kıbrıs da bu dertli coğrafyasıyla, ama muhteşem büyüsüyle bir ilham verir. Bundan büyük bir egemenliği, bundan büyük bir tanınmışlığı ya da bundan büyük bayrağı olabilir mi bir devletin?! Sanata ilham verebilmek kadar büyük bir özgürlük olabilir mi?! Ama artık belli ki, Antik Tiyatro sınırları bu heyecanı taşımakta zorlanıyor. Gelecek yıl için çok daha etkin bir çevre düzeni ve belki alternatif mekanlar yaratılarak bu coşkunun daha da katlanmasına destek verebilir, Mağusa Belediyesi. Şüphesiz bu tek başına Mağusa Belediyesi’nin başarısı değil, belediyenin organizasyonunu yaptığı, festivalin tüm ada ve ada dışına taşınan başarısı her kesimin başarısıdır. Ne var ki, konser öncesi basına da yansıyan ve aslında oldukça gereksiz bir konser piyanosu tartışması, bu başarının ve dünyayla sanat üzerinden buluşmanın anlamının ne yazık ki, hiç anlaşılamadığını gösteriyor. Mağusa Belediyesi, 13 festivalden 8’inde kullandığını söyledikleri DAU Konser piyanosunun bu festivalde kullandırılmaması üzerine ciddi bir kriz yaşandığını açıkladı. DAU tarafından herhangi bir açıklama gelmedi ama, sebebi ne olursa olsun, araya Cumhurbaşkanlığı makamının dahil edilmesini gerektirecek bir sorun hiç yaşanmamalıydı. DAU yıllardır Mağusa ile Mağusa da DAU ile bir bütünlük içinde. Dolayısı ile böyle bir festival öncelikle bütün sorun ve başarılarıyla DAU’nün de bir parçasıdır. O yüzden piyano ile ilgili sorun ne olursa olsun, mutlaka bunu öncelikle DAU’nün çözmeye çalışması gerekiyordu. Keşke bunlar hiç yaşanmasaydı ve bir üniversiteye yakışır şekilde hareket edilebilseydi. Çünkü bu festival ne Mağusa Belediyesi’nin ne de Oktay Kayalp’in festivali. Bu festivalin başarısı ya da başarısızlığı bütün kurumların sorumluluğudur. Yeter ki, bu başarıyı içselleştirebilecek olgunluğu bütün kurumlarda geliştirebilelim. Çünkü böylesi deneyimler, böyle bir festivale gölge düşürmez. Bu sadece üniversitenin adına ve onuruna yakışmayan küçük bir ayrıntı olarak kalır, ama 3 Temmuz’a kadar Mağusa Belediyesi, birbirinden değerli ve nefes kesici programlarla devam eder. Ve gelecek yıl çok daha güzel ve çok daha büyük bir heyecanla bu büyü yeniden başlar.
Mağusa Belediyesi’nin
13. Uluslararası Kültür Sanat Festivali’ni mutlaka ama
mutlaka izleyin. |