Diğer Haberler

Balkan Müziği’ne Bir Bakış ve Etnik Etkileşim...
Ersin Kaşif - YENİDÜZEN - 24 Haziran 2004

Balkan müzikleri hareketli ve armoni zenginliği açısından, farklı bir zevk verir. Zaten, bu müzik türünü halk oyunları festivallerine katılanlar çok iyi bilirler. Aslen Çigan Müziği ile Balkan Müziğinin arasındaki farkı da bu festivaller kanalı ile anlayabilirsiniz. Etnik bir müzik türü de diyebiliriz. Yani çingene müziği. Günümüzde, İspanyol, Türk, Romen, Bulgar ve Macar çingenelerinin şarkılarla süslenen müzikleri. “Bir gerçek de Türk çingenelerinin yaşayışlarını ve kültürlerini kaybettiği ve bu akımdan çıktıkları gerçeğidir ki bu apayrı bir inceleme konusu olur”. Balkanların hemen hemen tüm ülkelerinde kulağa hitap eden melodiler çok benzer ve çoşkuları da aynıdır.

Balkan Müziğinde Rumeli Türk Müziğinin etkisi de vardır. Bunun gibi küçücük etnik grupların renkliliklerini kattıkları koca bir oluşumdur. Dikkat edilirse, yeryüzünün ürettiği müzik birikimlerinin içinde kendini hemen belli eden, hem melodilerinin hem de bunları yorumlayış biçimlerinin çok net karakteristikleri olan bir müzik geleneğidir Balkan Müziği. Bu özel oluşumun temelinde kabaca, geçmişi Hristiyanlık öncesi döneme denk gelen Slav geleneğiyle Bizans ve Osmanlı’dan öğelerin bir bileşimini buluruz. Yine bir sonuç, Slav geleneği, Yunan öğeleri ve Osmanlı ile Bizans’ı kapsayan Anadolu renkleri özgün bir etkileşim ile bugün Balkan Müziği dediğimiz zengin müzik birikimini oluşturmuştur. Genel olarak kır kültürünün hakim olduğu Balkanlar’da, o zaman işgalci durumundaki Osmanlı derin izler bıraksa da, bu etnik bileşimden en az etkilenenler, Bulgarlar, Hırvatlar ve Sırplar olmuştur. Bu üç halk, osmanlıya isyan eden birçok isyancı türküsü doğurmuştur.

Çok Kültürlü Bir Bölge Balkanlar
Balkan müziğinin kökenindeki öğelere daha ayrıntılı değinecek olursak; Yunanistan’da Arnavutluk’ta, Slaavlar’ın yaşadığı her yerde ve bulgaristanda 6.yy’dan itibaren hakim olan kır kültürü, kapalı toplum özelliği, köy müziği geleneklerini ortaya çıkarmıştı. Balkanların her yanında türlü türlü çoksesli söyleme geleneği bulunur ve her yörenin kendine özgü makamsal karakteristiği ve çalgıları vardır.

Çok önemli olan ise, balkan Müziği diye görece homojen bir kavramdan söz ediyorsak, bu kısmi standartlaşmayı büyük ölçüde Romanlar’a borçluyuz. Romanlar’ın oluşturduğu ve yalnızca Roman Müziği değil, pek çok halkın müziğini icra eden nefesli çalgı grupları Balkan Müziği’nin batı tarafından en egzotik bulunan olgularındandır.

Özümsenmiş bir müzik kültürüne sahip olan Balkan halkları, son yüzelli yıl içinde yaygınlaşan klarinet, akordeon, keman, kontrbas, gitar ve mandolin gibi yeni çalgıları kısa zamanda geleneklerine adapte etmişlerdir. Bunda da Romanlar’ın büyük payı vardır.

Bu adaptasyon, zengin bir balkan şehir müziğini ortaya çıkarmıştır. Eski şehir şarkıları, Makedonca “Starogratski”, Yunanistan’da bu durumun karşılığı başlangıçta “Rebetiko” ve sonradan “ Laiko” dur.

Balkan Müziğinin Günümüz Temsilcisi Goran Bregovic
Çoğunluğu sosyalist sürece dahil olan Balkan ülkelerinin hem bugüne dek oluşmuş müzikal birikimi koruma hem de bu birikim üzerine yepyeni stiller yaratma amacı taşıyan yoğun devrimsel çabası, bugünün Balkan Müziği’ne ve dahiyane müzisyenlerin ortaya çıkmasına çok uygun bir zemin hazırlamıştır ki bu isimlerin başında da Goran Bregoviç gelir. Salamis Antik Tiyatrosunu dolduran binlerce kalabalık, bir ilki tatmanın heyecanı içinde olsa gerek sabırsızlıkla ve alkışları ile yerlerinde duramazken, ilginç sahne çıkarması onları daha da heyecanlandırdı. Sonunda 12 kişiden oluşan orkestra sahnede idi. Yaklaşık iki saat boyunca da aralıksız müzik ziyafeti sürdü. Koskoca antik tiyatroda Rum ve Türkler’in sayısı belkide yarı yarıya idi. Dünyaca ünlü Goran Bregovic sadece müzikleriyle değil etnik bir yakınlaşmanın etkisiyle de Rum komşularımızı Mağusaya çekmişti kuşkusuz. Orkestra elemanları ve vokaller gerçekten dallarında son derece iyi performans gösterdiler. Böyle bir isim sanırım bizlere bir ilki yaşattı.

Bregoviç Hem Büyüledi Hemde Şaşırttı
Sahne girişleri ile coşturan orkestra, ilk parçada dinleyicileri şaşkınlığa uğrattı. Ben de dahil olmak üzere ne oluyor diye birbirimize baktık. Bu şaşkınlık gayet normaldi aslında. Bregovic bilgisayarın azizliğine uğradı. Ya da önceden bir sahne çalışması yapılamadı. Ses sistemi ile sürekli kargaşa yaşadı. Sahnede hem de parçalar arasında sürekli konuştu. Sahnede sürekli bir kargaşa hakimdi. Bir müzisyen olarak bunları görmemek imkansızdır sanırım. Müziğin kalitesi ve canlılığı en büyük örtü oldu bence. Goran Bregovic’i birçok video klibinde izlemiş ve kayıtlarını dinlemiş bir kişiyim ve bu inanılmaz performanslardan sonra, konserde biraz hayal kırıklığı yaşamadım dersem yalan olur. Özellikle vokallerin parça girişlerini şaşırması da , çok ilginçti. Ne olursa olsun, iki saat boyunca dinlediğimiz müzisyenler harikaydılar. Canlı konserde olur böyle şeyler. Bizlerin artık bu gibi insanlara hazırlıklı olmamız gerekir. Ses sisteminin azizliğine bu gibi insanları uğratmamamız gerekir. Bu dalda da yetişmiş insanlarımız olmalıdır.

Çok dinamik balkan nefeslileri ile vokallerinin tecrubesi ile zevk aldık geçen akşam. Goran Bregovic’i canlı olarak, hem de Kıbrıs’ta dinlemen çok ayrı bir heyecen verdi.

Kısacası geleneksel Balkan Müziğini yeni bir stilde dinledik ve müziği tam olarak yaşadık. Teşekkürler Goran Bregovic, teşekkürler Mağusa.