Yine festival heyecanı (Zeki ALİ, Kıbrıs Gazetesi, 19.06.2001)

Bir çok tanıdık ve arkadaşlarım beni caz konusunda otorite sahibi sanırlar. Aksini söylesem de bu konuda az çok emek verdiğim bir gerçek. Yıllar önce radyo yayıncılığındaki bir ( veya birkaç ) boşluğu doldurmaya başladığımdan bu yana belli bir sorumluluğu da yüklenmiş oldum. Yazmakta olduğum bu tanıtım yazısı için şimdiden affınıza sığınırım. Eminim ki her müzisyen için bir yerlerde benimkine benzer tanıtım ve görüşler yazılmış ve siz de okumuşsunuzdur.

Bu yıl altıncısı başlayan Uluslararası Mağusa Kültür, Sanat ve Turizm Festivali'ni bir çoklarınız gibi ben de merak ve sabırsızlıkla bekledim ; ve nihayet o günler geldi. Belli ki biz merak ve heyecan içerisinde beklerken festival komitesindeki arkadaşlar hiç boş durmamışlar. Aylar öncesinden başlayan bir çalışma ve kararlılık içerisinde uzak diyarlarla temaslarını kurmuşlar, ellerindeki imkanların tümünü kullanarak ortaya minicik bir ada devletinin boyutlarını aşan bir festival programı çıkarmışlar. Onları burada yeniden kutlarken emek ve katkılarını esirgemeyen tüm kişi ve kuruluşlara da saygımı iletirim. Sakın bu emekler boşuna gitmesin, kaybeden sadece biz oluruz. Bu yılın festivalinde es geçilebilecek tek bir gece bile yoktur. Kendi imkanlarım dahilinde her etkinlik ve konserde bulunmayı çok istiyorum, elimden geldiğince de Mağusa seferlerimi artırmaya çalışacağım.

Bu yılkı festivalde yer alacak konserlerden bazıları ( caz ağırlıklı olanlar ) üzerine, sadece teşvik amaçlı bir şeyler söylemek istiyorum. Henüz karar aşamasındakiler için aydınlatıcı olması dileğimle...

JOSHUA REDMAN, bu yılkı festival programı içerisindeki en büyük sürpriz olarak hemen dikkatimi çekti. Değerli dostum Asım Akansoy yüzünde mutlu bir gülüşle bu konser için çok uğraştıklarını anlatırken bu engebeli koşuyu nasıl sonuçlandırdıklarını da kısaca anlattı. Joshua Redman da kendisine verilen önemi fark edince bütün olumsuzluklara rağmen konserin gerçekleşmesi için bazı acil kararlar vererek anlaşma noktalandı. Redman ismini yıllar öncesinden biliyordum, kendisi gibi bir cazcı olan babası Dewey Redman'ın Keith Jarrett'le birlikte yaptıkları kayıtların hayranıydım.

Joshua'nın müziğiyle tanışmam adaya dönüşümden sonra başlar. Zaten bu dönemde ve ilk albüm kayıdıyla birlikte hemen caz dünyasında sivrilen J. Redman günümüz caz dünyasının en önemli genç yeteneklerinden birisi. Kendisinden daha kıdemli cazcılar bile onu bir dahi olarak nitelerken, ödül listesi de gün geçtikçe uzuyor. Caz meraklıları için şu notu düşmeliyim ; 'Kansas City', Robert Altman'ın 1996 yılında çevirdiği bir filim ve bu filimde bir çok değerli müzisyenle birlikte Joshua Redman da sahne alır. Sanatçının James Carter ve Craig Handy ile yaptığı atışmalı saksafon soloları gerçekten görmeye değer, bir yerlerden bu filmi edinip konser öncesi görmenizi tavsiye ederim. Fakat en büyük tavsiyem, kesinlikle bu konseri kaçırmayınız.

GIORA FEIDMAN festivalin diğer bir önemli konuğu. Feidman'dan söz etmeden önce müzikteki klezmer ekolünden söz etmek gerekir. Aslında Yahudi kökenli Feidman'ın müzikteki yerini klezmerle sınırlamak çok yanlış ama, klezmer olayına değinmeden de onun hakkında söz edemeyiz. Tıpkı Türk'lerin Trakya müziği ve diğer Balkan müzikleri gibi kökleri folklora dayanan bu müzik en fazla düğün gibi eğlenceli şölenlerde icra edilen, genelde canlı ve sıcak bir müzik türüdür Klezmer. Dünyanın dört bir yanına göç edip dağılan Yahudi müzisyenler bu türü ilk önce Avrupa'da tanıtıp sevdirirler. Bu günse Klezmer yalnız Yahudilerin değil, tüm insanların kabullenip sevdiği bir müzik türü. Giora Feidman klasik eğitimden gelen bir müzisyen, fakat klasik, caz ve klezmeri aynı virtüöz rahatlığı içerisinde icra ederken, en büyük özelliği kendi müziği içerisinde bu türlerden yola çıkarak kurduğu sentez. Klarnet ve bas klarnette gerçekten kendine ait bir ses ve tona sahip G. Feidman bu yılkı festivalde kesinlikle büyük alkış toplayıp geride unutulmaz anılar bırakacaktır. ( Not; Feidman'ın müziğine de bir sinema bağlantısı kurmak isteyenler için görülmesi gereken filim : Şindler'in Listesi .)

ERKAN OĞUR'un ismini henüz duymayan kalmış mıdır ? Bilemem. Türkiye'nin en özgün müzisyenlerinden birisi olan E. Oğur'un albümlerini başlangıçtan bu yana büyük bir zevk ve beğeni içerisinde dinlemekteyim. İçlerinde perdesiz gitarın da bulunduğu birçok gitar ve telli çalgıları kendisi, kendi amaçları doğrultusunda üreten E. Oğur müziğe yalnız Türkiye'de değil dünya çapında farklı zevkler ve tınılar getirmiştir.

Onun konuk olarak çaldığı albümlerde bile hemen tanımak mümkün. Özellikle kopuz çalışındaki tadına doyulmaz farklılıkla benim gözümde eşsiz bir yere sahiptir. Erkan Oğur, Türkiye dışında bir çok festivallere katılmış, bir çok değerli cazcılarla sahneye çıkıp kayıtlar gerçekleştirmiş bir sanatçımız. Türk folk müziğinden yola çıkarak bu müziğe koyduğu katkılar kesinlikle en üst düzeyde. Radyolarımız ne yazık ki E. Oğur ve onun gibi diğer özgün müzisyenlerin hakkını veremiyor. Belki bu nedenle onun müziğinden çokları bihaber; fakat Eşkıya filmini görenler için şunu sorabilirim: Bu filmi başka bir müzikle düşünebilir misiniz ? ( Benim kendime sakladığım bir dileğim vardı. Burada söz edersem belki gerçekleşir ; Erkan Oğur'u Ry Cooder ile aynı sahnede görmek, hatta bu sahneye Musa Eroğlu'nu da ekleyebiliriz .) Adamızı daha önce de ziyaret etmiş olan E. Oğur bu kez Othello Kalesi sahnesinde son projesi Telvin Trio olarak konser verecek. Gurubuyla birlikte onu yeniden kucaklarız.

AYDIN-RANDY ESEN DUO'ya gelince; Aydın Esen'i yalnızca iki albümüyle tanıyabildim. Son albümünde vokalist olarak bazı parçalarda Randy Esen ona eşlik ediyordu. R. Esen'den bu konserde neler bekleyebileceğimiz konusunda sadece merak içerisindeyim, çünkü onun müziği ve sesiyle yeterince tanışmadım. Aydın Esen'e gelince, şüphesiz yine bir uluslararası yetenekten söz etmek gerekir. Piyanoda olduğu kadar elektronik klavyelerde de özgün bir stile sahip olan A. Esen besteci olarak da dinleyiciyi sürükleyebiliyor. Batılı bir çok cazcıyla çalışmalar yapan A. Esen sanırım Mağusa'daki konserinde bizlere onu tanıdığımızdan biraz daha farklı bir geceyle katılacak. 

OKAY TEMİZ yazımın sonuna denk geldi çünkü sıralamaya tersinden başladım. Onun hakkında yazılacak her yazı sanırım eksik kalmaya mahkumdur; çünkü onun kadar Türk cazına emek vermiş, onun kadar çok farklı müzisyenlerle çalışmış bir başka müzisyenimiz yoktur. Aslında o bir dünya müzisyeni. Perküsyon konusunda virtüözlüğün ötesinde bir bilim adamı. Benim gözümde dünya birincisi. Katkısını koyduğu her projede birlikte çalıştığı müzisyenlerin içlerindeki cevheri dışarıya vurmalarını sağlıyan bir müzik şamanı. O. Temiz'in geçmişi hakkında fazla söz etmeden buraya getireceği 'Ustalar Buluşması'ndan söz etmek istiyorum. 

YILDIZ İBRAHİMOVA uluslararası alanda benzeri az bulunan bir vokalist. Folk, çigan, caz ve klasik alanlarında otoriter bir ses ve yeteneğe sahip. (Sesini kullanışındaki hünere hayranlık duymama rağmen bu yeteneği göz ardı edip daha doğal söylediğinde onu daha çok seviyorum.) Son albümü olan Çigan Romansları'nı sevdim; ama onun gerçek baş tacı Balkanatolia albümü. 

IVO PAPASOV'u ilk önce Orpheus Ascending albümüyle tanıdım. Ivo's Dream isimli parçayı dinlediğimde olağanüstü bir müzisyenle karşı karşıya olduğumu anladım. Onu yıllar sonra yine İbrahimova eşliğinde adamızda gördüğümde çok sevinmiştim. Klarnet ve soprano saksafonda Ivo'nun bizleri yeniden büyüleyeceği kesin. Evet, bu üç üstada Ahmet Özden ve Suat Berkay da katılıyorlar. Bu proje Okay Temiz'in son projesi ve henüz piyasaya çıkmış bir albümleri yok. Daha önce verdikleri bir konserin kayıtlarını dinleme fırsatını bulduğum için gecenin ne kadar muhteşem olacağı konusunda kararlılıkla söz edebilirim.Burada tüm konuk müzisyen ve sanatçılara, festival komitesine ve sponsorlara gönülden teşekkürlerimi iletirim. Festivalde defa defa buluşmak üzere...

 

festival ana sayfa       festival - 2001