Açılan Güller (Eralp Adanır,
Kıbrıs Gazetesi, 10.06.2001)
Geçtiğimiz hafta “bataklıkta bir gül” başlığıyla kaleme aldığım
yazıda, Turkuaz’ın konserinden bahsetmiş, ve böylesi aktivitelerini, “böylesi”
bir bunalımlı düzende can simidi görevi üstlendiğini belirtmiştim. İşte yine toplumu soluk aldıracak, gündelik, haftalık, aylık, yıllık ve
belki de asırlık sorunlardan çekip çıkaracak bir festival daha başlıyor.
6. Uluslararası Mağusa Kültür Sanat ve Turizm Festivali, tüm yoğun içeriğiyle
yine gündem yaratıyor. Gündem yaratmakla da kalmayıp, yöre halkına ve
genelde Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan tüm duyarlı müzikseverlere bir yaşam
iksiri gibi gelen aktiviteleriyle merhaba diyor.
Belediyeler ve kültürel sosyal etkinlikler... 2000’li yılların Belediye
anlayışlarında ve özellikle Avrupa’da; kültürel ve sosyal faaliyetleri
asli görevi olarak algılayan ve insanın ihtiyacı olan su kadar değerli ve
yararlı görülen kültürel ve sosyal etkinlikler, görev anlayışının başında
gelmektedir. Yine Avrupa’daki beledi hizmetlere bakıldığında; bugün bizim gibi yarı
geri kalmış memleketlerde hala daha beledi hizmetlerin insanlar tarafından
sadece; “suyu sağlayan, yol yapan ve çöpleri toplayan” Bermuda Şeytan
Üçgeni’nden kurtulmadığımız görülür. Böyle olunca da toplumu bilinçlendirmek
ve en az su kadar aziz olan kültürel etkinliklerin de önemli olduğu anlatılmaya
ve aşılanmaya çalışılması görevi yine belediyelere düşmektedir.
Başkanlar; gerek siyasi bir partiden gelsin gerekse bağımsız olsun; onlara,
halkla gerçek anlamda bütünleşme ve özelde kendi, genelde ise tüm ülke kültürüne
katkı koyma görevi ortaya çıkmaktadır.
Etrafımıza bir bakıyoruz... Bazı belediyelerimiz yukarıda belirttiğim
Bermuda şeytan üçgeninden kendilerini kurtaramamışlar, kurtarmamakla
birlikte bu üçgen içerisinde bile başarısızlıklarına imza attıklarını
söylemek isterim.
Elbette her yöre belediyesinin kendisine göre bir bütçesi ve aldığı yardım
vardır. Ama bence tüm bunların dışında en önemli olan şey, “Başkanların
Vizyonlarıdır”.
Vizyon; yani bakış açısı, bu ülkeyi ileriye taşıyabilecek ya da geride bırakabilecek
en önemli faktördür. Yani ufku göremiyor, değişen dünyaya ayak uyduramıyorsanız,
geçmişteki anılarımızdan medet ummaya devam ederiz.
Bu noktada özellikle büyük belediyelerimizin bu konudaki etkinliklerine bakıldığında;
Lefkoşa, Girne ve Güzelyurt’un sadece içe dönük ve sosyal aktiviteler
anlamında ortaya bir şeyler koyduklarını göz ardı etmemek gerekir. Örneğin;
Lefkoşa’nın belediye tiyatrosu, belediye orkestrası, Girne’nin aynı şekilde,
ve Güzelyurt’un özellikle Portakal Festivali, halkın hem eğlencesi hem de
içe dönük etkinlikleri. Fakat tüm bunların dışında bir belediye olarak ağırlığını
sezdiren Mağusa Belediyesi’dir.
Sn. Oktay Kayalp, kurduğu ekiple 6 yıldan bu yana çok önemli ve değerli bir festivale imza atıyor. Kendi kabuğumuza çekildiğimiz ve çekilmekten de nedense “haz” duyduğumuz deprasyonist bir halden bizleri çekip çıkarıveriyor. Hayranı olduğum reggae grubu Aswad’ı, kim derdi KKTC’de ağırlayacağız. Ya da Los Paraguayos’u? Ve en az tüm bunlar kadar popüler ve caz sanatçılarını ağırlayan Mağusa, bu yönüyle bence başkent sıfatı hak edenlerdendir. İşte yukarıda da belirttiğim “vizyon” anlayışı; bir belediyeyi Bermuda şeytan üçgeninden çekip çıkardığının örneğini teşkil etmektedir.
Sn. Kayalp’in bana göre başardığı en büyük olaylardan biri de, hangi partiden geldiğini bilen ya da bilmeyen ama onun destekçisi olan büyük bir kitleyi kazanmasıdır. Doğrusu da budur. Özellikle insanlarla birebir karşılaştığın ve malzemenin ve görevinin sadece “insan” olduğu belediyelerde, rozete ve siyasi görüşlere bakılmaksızın iş yapılmalı ve bunu da yöre halkına sezdirmelisin.
Bence Sn. Kayalp ve ekibi; diğer belediyeler tarafından da örnek alınması
gereken bir prototiptir.
festival ana
sayfa
festival
- 2001